Sohbet muhabbet sohbet, sohbet odası
Sohbet, Sohbet Odası Okey Oyna


  • Konu İçeriğini Görebilmek İçin Lütfen Üye Olun. Aksi Takdirde İçeriği Göremezsiniz.

Tango

[ZF] Konu Bilgileri

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Dans Türleri kategorisinde Kucuktravma tarafından oluşturulan Tango başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 112 kez görüntülenmiş, 0 yorum ve 1 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Dans Türleri
Konu Başlığı Tango
Konbuyu başlatan Kucuktravma
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan Kucuktravma
Katılım
30 Ağu 2020
Mesajlar
5
Tepkime puanı
43
Puanları
28

İtibar:

Koçluk-ile-Tangonun-Benzerliği.jpg

Tango, Buenos Aires, Arjantin ve Montevideo, Uruguay kökenli bir dans ve müzik türüdür. Dansla beraber gelişen müzik tarzı da aynı adla anılmaktadır.

İlk yılların tangosu "tango criollo" veya "basit tango" olarak bilinmekle beraber, günümüzde Amerikan ve uluslararası tango stilleri, Fin tangosu, Çin tangosu gibi çeşitli türler gelişmiştir. Ancak orijinal tango, doğduğu toprakların adıyla, "Arjantin tangosu" olarak anılmaktadır. Tangonun dramatik duygusu, dans sırasında çok zengin doğaçlama fırsatları yaratması, dansın özünde aşk ve melankoli tutkusunun yatmasından ileri gelmektedir.

Tango müziğinin temel çalgısı Alman icadı olan fakat ismini Arjantin Tango'su ile duyuran akordeonun akrabası bandoneon'dur.

TARİHİ

1800'lü yıllarda Arjantin'deki genelevlerden çıktığı bilinen Tango,Arjantin’in Buenos Aries ve Uruguay’ın Montevideo liman şehirlerinden, Güney Amerika’ya giden hayalperest gençler ile başlıyor. Eskiden köle olan siyahlar, kırsal kesimden kente göçen topraksızlar, iç savaştan kurtulmuş olan mestizolar, kendi ülkelerindeki sefaletten ve savaştan kaçan Avrupalılar 'taşı toprağı altın' diyerek zengin liman kenti Buenos Aires'e göç ediyorlar. Maalesef güzel ve yeni bir hayat umut ederek buraya yerleşen göçmenlere kader gülmüyor. Yabancı olarak dışlanıyorlar. Göçün olumsuz koşulları o dönemde kadınları genelevlere sürüklerken, erkekler de teselliyi alkol ve kadın bedeninde aramaya başlıyor. Güney Amerika'ya göç eden, zengin olma hayalleri kuran bu göçmenler elbette geldikleri gibi kendi örf, adet, müzik ve danslarını da beraberinde getiriyorlar. Arjantin’in diğer dışlanmışlarıyla yaşamaya başlayan ve farklı kültürlerden gelen bu insanlar, birlikte bambaşka bir şey üretiyorlar. Üstelik acıyla, aşkla, dansla...

Kısa zamanda, Arjantin kırsalının müziği olan milonga, yeni gelen polkalarla, mazurkalarla, vals ve habanera ile birleşerek zenginleşiyor. Afrikalı ve Amerikalı adımlarla ritmler, Avrupa müziği ve koreografisiyle karışmaya başlıyor. Kenar mahallelerin sokaklarında, genelevlerde ve tavernalarda duyulan ilk tangoların ana temasını genellikle baştan çıkarıcı ve kararsız bir kadınla, onun için kavga eden iki erkeğin hikayesi oluşturur. Elbette hikayelerin arka planı, genelde romantikleştirildiği kadar naif değildir. Yüzeye hafif kadınlarla maço delikanlıların aşk hikayeleri olarak yansıyan bu ilk tangolar; gerçekten dinlendiğinde, hayal kırıklığının, ezilmişliğin sesini duyuruyor. Çok senkoplu yapısı sadece Afrika ritimlerindeki köklerini değil, ait olduğu yaşamın dengesizliğini de yansıtıyor. Tempoda ve ses yapısındaki tezatlar, hatta temel tondaki değişimler tangonun belirleyici özelliklerindendir. Ağırlıkla baskın olan minör tonlar olmasına karşın müzisyenler araya sıklıkla majör tonları kullanan parlak geçişler sıkıştırır sürekli düzenli ritme yaklaşır ama ona teslim olmazlar. Üst sınıflar için bu haliyle Tango; elbette kabul edilemez, yoz ve bayağı bir müziktir. Sokak kadınlarının müstehcen figürleri, kenar mahalle bıçkınlarının bıçak kavgaları, henüz dans salonlarına girecek saflığa gelmemiştir. Yine de Tango, şehrin eteklerinden yavaş yavaş merkeze doğru yol almaya başlar. İtalyan göçmeni gezgin satıcıların organtinoları ve iyi ailelerin kenar mahallelerde macera arayan bohem çocukları, bu yayılmayı hızlandıracaktır.

20. Yüzyılın başında Tango artık sadece varoşların değil, işçi sınıfının ve orta sınıfın yaşadığı mahallelere ulaşmıştır. Paris’te tangonun takdis edilmesi, Buenos Aires sosyetesinin de birden bu dansa ve müziğe ilgi duymasına yol açar. Tango kültürünün geçirdiği bu değişimin müziğe de yansıması kaçınılmazdı. Dans giderek yavaşlar, sosyal olarak daha kabul edilebilir bir hale gelir ve dans etmek için sokaklardan daha uygun yerlere ihtiyaç duyulur. Bu arada o zamana kadar ağırlıklı olarak Buenos Aires’e özgü sokak ağzıyla yazılan şarkı sözlerinin yerini, görgülü şairlerin incelikli metinleri alacaktır. Genelde eğitimsiz icracılar tarafından doğaçlama ağırlıklı olarak icra edilen müziğin yerini giderek daha eğitimli müzisyenler, daha gelişkin orkestralar ve dolayısıyla daha önceden belirlenmiş bir müzik almaya başlar tango müzisyeni profesyonel besteci statüsüne yükselir. Tango için söz yazmanın nitelikli şairler arasında moda haline gelmesiyle birlikte, şarkıcının müzikteki önemi de giderek artar. Tango’nun ilk starı, Arjantin’in Elvis Presley’i Carlos Gardel, bu dönemde parlar.

1943’te iktidara gelen Peron ve eşi Evita’nın Tango tutkusu, Tango'nun altın çağının yüzyıl ortasına kadar sürmesinde önemli bir etken olur. Tango tekrar kent yaşamının bir parçası haline gelir. 40’lı yıllarda Buenos Aires’te 600 civarında tango orkestrası kafelerden şehir merkezindeki ünlü kabare ve tiyatrolara kadar pek çok yerde iş buluyordu. 1976 darbesinden sonra ülkeyi terk edip Avrupa’ya kaçan Arjantin'li müzisyen ve sanatçılar da Tango'nun yeniden moda haline gelmesinde etkili oldu.

Asıl Rönesans ise 1980’lerde geldi. Bunun nedeni, çift danslarının tüm dünyada tekrar popülarite kazanması ve Arjantin’in en iyi dansçılarının dünyayı turlayan gösterilerde yer almasıydı. Artık eski halinden oldukça uzaklaşmış olsa da Tango'ya karşı ilgi hiç bitmedi. Günümüzde Tango tüm dertlerinden, acısından, hayal kırıklıklarından kurtulup aşkın ve tutkunun dansına dönüştü.

 
Üst Alt