Sohbet muhabbet sohbet, sohbet odası
Sohbet, Sohbet Odası Okey Oyna


  • Konu İçeriğini Görebilmek İçin Lütfen Üye Olun. Aksi Takdirde İçeriği Göremezsiniz.

Kuyucu Murad Paşa (ö. 1611)

[ZF] Konu Bilgileri

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Osmanlı Devlet Adamları kategorisinde Kucuktravma tarafından oluşturulan Kuyucu Murad Paşa (ö. 1611) başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 117 kez görüntülenmiş, 0 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Osmanlı Devlet Adamları
Konu Başlığı Kuyucu Murad Paşa (ö. 1611)
Konbuyu başlatan Kucuktravma
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan Kucuktravma
Katılım
30 Ağu 2020
Mesajlar
5
Tepkime puanı
43
Puanları
28

İtibar:

Meşhur Osmanlı devlet adamlarından.

Rumeli’den devşirme olarak alınıp, sarayda (Enderûn’da) İslâm terbiyesi ile yetiştirildi. Doğum târihi bilinmemektedir, ömrünü devlet ve milletine hizmetle geçirdi. İran üzerine yeni bir sefer hazırlıkları içindeyken, doksan yaşlarında 1611 (H. 1020) yılında Diyarbekir’de vefât etti. İstanbul’da yaptırdığı medresenin bahçesindeki türbesine defnedildi. Vezneciler’de bulunan bu medresinin yerine, İstanbul Üniversitesine âid ek üniteler yapıldığından, bugün eski şeklinde değildir.

Enderûn’da yetişen Murâd Paşa, saray ve hükümet işlerinde vazife aldı. Kethüdâlık, vâlilik, beylerbeyilik, ordu kumandanlığı, diplomatik vezirlik ve sadrâzamlık yaptı. İlk olarak 1554’de Mısır vâlisi Mahmûd Paşa’ya kethüda oldu. Mısır’da başarılı hizmetler yapıp, kabiliyeti dikkat çektiğinden; sancakbeylik ve emir-i haclık vazifesi verildi. 1569’da Mısır beylerbeyi Koca Sinân Paşa ile Yemen’in fethine katıldı. Yemen’e önce vâli, 1576’da beylerbeyi tâyin edildi. Yemen beylerbeyi iken imâr faaliyetlerinde bulunup San’a Kasrı’nda, bir câmi ve Nakîm dağından su getirmek maksadıyla çeşitli te’sisler kurdu. Bu vazifedeyken İstanbul’a çağrıldı. Şarkî Karahisar sancakbeyi oldu. Şarkî Karahisar’dan sonra çeşitli vilâyetlerde vazife aldı. Diyarbekir beylerbeyi iken Karaman’a tâyin edildi. Buradan 1585’de, Özdemiroğlu Osman Paşa’nın komutasında Tebriz seferine katıldı. Tebriz civarındaki savaşın en kritik ânında atı ile beraber savaş meydanındaki kuyuya düştü. Hamza Mirza kumandasındaki Safevî kuvvetlerince esir alınıp, hapsedildi. 1590 Osmanlı-Safevî andlaşmasına kadar, İran’da kalan ve atıyla kuyuya düşmesinden dolayı Kuyucu lakabı verilen Murâd Paşa, İstanbul’a gelince, Kıbrıs beylerbeyiliğine tâyin edildi.

Diyarbekir beylerbeyi uhdesinde olmak üzere, Avusturya seferine katıldı. 1596 Haçova meydan muhârebesinde büyük yararlıklar gösterdi. Uzun seneler, Macaristan cephesinde lâyıkiyle hizmet etti. Cephedeyken bâzı sulh müzâkerelerinde bulundu. Birinci Ahmed Han (1603-1617) Osmanlı sultânı olunca, Kuyucu Murâd Paşa, Şubat 1603’de Rumeli eyâletiyle beraber Budin muhafazasına me’mûr edildi. 1605’de Dîvân-ı hümâyûnda dördüncü vezir oldu. İran’daki Safevî Devleti, (1501-1732)’nin teşvik ve kışkırtmaları neticesinde Anadolu ve Kuzey Suriye’deki isyânlar tehlikeli bir hâl aldığından; Anadolu isyânları ve İran mes’elesi için Ferhat Paşa serdâr tâyin edildi. Kuyucu Murâd Paşa, Avusturya cephesindeki faaliyetlerinden ve Macaristan-Avusturya mes’elesindeki teşebbüslerinden dolayı 13 Mayıs 1606’da Engürüs serdârı oldu.

Kuyucu Murâd Paşa Rumeli’deyken, Osmanlı Devleti için en büyük tehlike; İran mes’elesi ile Anadolu ve Suriye taraflarındaki isyânlar idi. Celâlîleri cezalandırmak için şeyhülislâm Sun’ullah Efendi’nin tavsiyesi ile Murâd Paşa sadrâzam tâyin edildi (Aralık 1606). Sadâretmührünü Belgrâd’da alan Murâd Paşa, serhâd işlerini yoluna koyarak İstanbul’a geldi.

Osmanlı Devleti’nin 1593 yılından beri, Avrupa cephesinde savaşlarla meşgul olmasını fırsat bilen, İran-Safevî Devleti’nin Anadolu ve Kuzey Suriye’deki kışkırtmaları sonucu, Celali isyânları çok tehlikeli bir hâl almıştı. Murâd Paşa, Kuzey Suriye’de bir dürzî hükümeti kurmuş olan Canbolad oğlu Ali Paşa üzerine 1607 Temmuz’unda İstanbul’dan hareket etti. Yol boyunca âsilere karşı uslandırma hareketlerinde bulunan Murâd Paşa, âsi Canboladoğlu’na karşı Maraş beylerbeyi Zülfikâr Paşa’dan yardımcı kuvvetler aldı. Osmanlı ordusu, Boğros boğazı âsîlerinden ve dürzîlerden meydana gelen kırk bin yaya ve atlıyı İskenderun yakınlarındaki Belen boğazı yanında Oruç ovasında mağlûb etti. Canboladoğlu ve Lübnan dürzî lideri Maanoğlu Fahreddîn ile bütün dürzî kabîle reislerinden canlarını kuratarabilenler kaçtı. Murâd Paşa, Haleb’i ele geçirip, isyâncıları ve bölücüleri bölgeden temizleyerek, kışı orada geçirdi. Bağdâd’daki Taviloğlu Mustafa’nın üzerine Cağalazâde Mahmûd Paşa kumandasında bir kuvvet göndererek kaçırttı. Murâd Paşa Halep’deyken, celâli elebaşısı Kalenderzâde, otuz bin celâli kuvvetiyle İstanbul’u tehdîd etti. Murâd Paşa, İçel’deki Muslî Çavuş’un Kalenderzâde ile birleşmesini önlemek için ona İçel sancakbeyligini verip, Maraş ve Göksun’dan yeni kuvvetler aldı. Kalenderzâde, İstanbul’dan gönderilen bir mikdâr Osmanlı hazîne ve kuvvetlerini almak için Göksün boğazını kapamak istedi. Murâd Paşa daha önce hareket ederek boğazı tuttu. Göksün Maçayır ovasında Kalenderzâde’yi büyük bir bozguna uğrattı: Kalenderzâde ve tarafdârları İran’a sığınmak için doğuya kaçtı. Âsîler tâkib edilerek Eylül 1608’de Şarkî Karahisar’da toplanan binlerce celâlî imha edildi. Anadolu âsîlerden temizlenince Murâd Paşa, 1608 sonunda İstanbul’a döndü.

Murâd Paşa, dâhiyane bir siyâsetle Osmanlı Devleti’nin içinde huzuru bozan âsîleri ortadan kaldırdı. Üsküdar seferi denilen 15 Haziran 1609 yazındaki harekâtla; Musli Çavuş ve Yûsuf Paşa gibi âsîleri ve bunlarla işbirliği yapan kimseleri îdâm ederek, bunların fesat tohumlarını ve köklerini kuruttu. 1610 baharında, Osmanlı Devleti içindeki karışıklıkların planlayıcısı ve destekçisi, İran-Safevî Devleti’ne karşı sefere çıktı. Tebriz’de bulunan Safevî Şâh Abbâs’ın (1587-1628), celâlî isyânları ve Avusturya seferi (1593-1606) esnasında işgal ettiği toprakları ve Kafkasya’yı kurtararak, Osmanlı lehine bir andlaşma sağlamak niyetiyle İran seferine çıktı. Murâd Paşa Tebriz önlerine geldiğinde sefer mevsimi geçtiğinden, kışı geçirmek için Diyarbekir’e çekildi. Fakat ömrü vefâ etmeyip burada vefât etti.

Murâd Paşa; gayretli, dindar, üstün komutanlık, idarecilik ve devletin çıkarlarını her şeyden üstün tutan bir şahsiyete sahipti. Osmanlı ülkesine ve milletine çok hizmeti oldu. Osmanlı sultânına sadâkati (bağlılığı) çoktu. Sultan Ahmed kendisine; “Babam” diye hitâb ederdi. Tecrübeli, samîmi ve ileri görüşlü olduğundan, icrâatlarında tavizsiz hareket ederdi. Nakşibendî yoluna bağlı olup, her hafta Kur’ân-ı kerîmi hatmeder, insanlara zulüm etmeyi hiç sevmezdi. Devletine çok bağlı olduğundan, sabırla hareket etmesini gayet iyi bilirdi. İran-Safevî Devleti’ne ve Anadolu’daki Celâlîlere karşı çok şiddetli mücâdele ederek, İranlı şiîlerin Osmanlı Devleti’ni Avrupa hıristiyanları karşısında acze düşürme hayallerini yok etti. Onun bâzı sertlikleri tenkîde uğramışsa da, idâri kabiliyeti ve otoritesi yerli ve yabancılar tarafından kabul edilmiştir. Bunlardan zamanının İngiliz elçisi Bello; Murâd Paşa’nın devletine iyiliği dokunduğunu, basiret sahibi olduğunu, memleketin iç işlerini düzeltip, hâkimiyet sağladığını, iyi bir asker ve devlet adamı olduğunu itiraf etmektedir. On üç yıl süren Avusturya seferi ve yıllarca devam eden celâlî isyânları neticesinde, mâliyenin durumunu öğrenmek için Ayn-i Ali Efendi’ye, Kavânîn-i âl-i Osman der mezâmîn-i Defter-i dîvân isimli eserini yazdırmış olan Murâd Paşa’nın, Budin vâlisî Kâdızâde Ali Paşa ile evli bir kızı vardı.
 
Üst Alt