Sohbet muhabbet sohbet, sohbet odası
Sohbet, Sohbet Odası Okey Oyna


  • Konu İçeriğini Görebilmek İçin Lütfen Üye Olun. Aksi Takdirde İçeriği Göremezsiniz.

İngilizce Atasözleri ve Anlamları

[ZF] Konu Bilgileri

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Yabancı Atasözleri kategorisinde Very_SweeT tarafından oluşturulan İngilizce Atasözleri ve Anlamları başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 115 kez görüntülenmiş, 0 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Yabancı Atasözleri
Konu Başlığı İngilizce Atasözleri ve Anlamları
Konbuyu başlatan Very_SweeT
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan Very_SweeT

Very_SweeT

Kardelen Çınar
Üye
Katılım
29 Ağu 2020
Mesajlar
5
Tepkime puanı
57
Puanları
48
Yaş
32
Konum
İstanbul/izmir
Burç
Akrep
Mesleği
Sağlık Yönetimi/ Yönetici

İtibar:

  1. A bad workman always blames his tools.
Türkçesi: Beceriksiz bir işçi suçu her zaman aletlerinde bulur.

Anlamı: Kötü bir işçi verilen görevi başarıyla yerine getiremediğinde kullandığı araçları veya dış faktörleri sorumlu tutar.

  1. A ‌bird in ‌hand is ‌worth ‌two in ‌the ‌bush.
Türkçesi: Eldeki bir kuş daldaki iki kuştan iyidir.

Anlamı: Elimizdeki şeyler, elde etmeyi umduğumuz şeylerden daha değerlidir.

  1. A ‌cat has nine ‌lives.
Türkçesi: Kedi dokuz canlıdır.

Anlamı: Başı belaya girse de üstesinden kolayca gelebilecek insanlar için kullanılır.

  1. A ‌chain is ‌only as ‌strong as ‌its ‌weakest link.
Türkçesi: Bir zincir sadece en zayıf halkası kadar güçlüdür.

Anlamı: Bir şey (bir organizasyon, vb.) ne kadar güçlü olursa olsun zayıf bir noktası yüzünden bütün gücünü kaybedebilir.

  1. ‌Action ‌speak ‌louder ‌than ‌words.
Türkçesi: Eylemler sözlerden daha yüksek sesle konuşur. (Lafla peynir gemisi yürümez.)

Anlamı: Eylemler insan karakterini daha iyi yansıtır; çünkü bir şeyi söylemek kolaydır ama söylendiği gibi hareket etmek zordur.

  1. ‌Adversity ‌and ‌loss ‌make a ‌man ‌wise.
Türkçesi: Sıkıntı ve kayıp bir insanı bilge yapar.

Anlamı: Mutluluk ve bolluk içinde olduğumuz zamanlardan çok zor zamanlar bizi olgunlaştırır.

  1. ‌All ‌good ‌things ‌come ‌to an ‌end.
Türkçesi: Her güzel şeyin bir sonu vardır.

Anlamı: İyi şeyler bir şekilde biter.

  1. An ‌empty ‌vessel ‌makes ‌much ‌noise.
Türkçesi: Boş teneke çok tangırdar.

Anlamı: Aptal ve budala insanlar çok daha fazla konuşur.

  1. An ‌idle ‌brain is ‌the devil’s ‌workshop.
Türkçesi: Boş bir beyin şeytanın atölyesidir.

Anlamı: Yapacak bir şeyiniz yoksa muhtemelen kötü şeyler yapmayı düşüneceksiniz.

  1. A ‌rolling ‌stone ‌gathers ‌no ‌moss.
Türkçesi: Yuvarlanan taş yosun tutmaz.

Anlamı: Sürekli iş ve yer değiştiren kişi daha az sorumluluk alma konusunda avantaj sağlar ama düzenli bir hayat kurma şansından mahrum kalır.

  1. As ‌you ‌sow, ‌so ‌you ‌shall ‌reap.
Türkçesi: Ne ekersen onu biçersin.

Anlamı: İyi veya kötü eylemleriniz karşılaşacağınız sonucu belirler.

  1. ‌Barking ‌dogs ‌seldom bite.
Türçesi: Havlayan köpek ısırmaz.

Anlamı: Bağırıp çağıran, tehditkar davranan insan nadiren zarar verir.

  1. Bad news travels fast.
Türkçesi: Kara haber tez duyulur.

Anlamı: Kötü haberler insanlar arasında çabuk yayılır.

  1. ‌Beauty is in the eye of the beholder
Türkçesi: Güzellik bakanın gözlerindedir.

Anlamı: Güzellik göreceli bir kavramdır, kişiden kişiye değişir.

  1. ‌Best ‌things in life ‌are ‌free.
Türkçesi: Hayatta en iyi şeyler bedavadır.

Anlamı: Hayattaki en değerli şeyler için genellikle bedel ödemenize gerek yoktur.

  1. ‌Better ‌late ‌than ‌‌never.
Türkçesi: Geç olsun güç olmasın.

Anlamı: Arzu etmek istediğiniz bir şeyi geç elde etmek hiç elde edememekten iyidir.

  1. ‌Blood is ‌thicker ‌than ‌water.
Türkçesi: Kan sudan yoğundur. (Et tırnaktan ayrılmaz.)

Anlamı: Aile ve akrabalarla kurulan ilişkiler arkadaşlarla veya diğer insanlarla kurulan ilişkilerden daha güçlüdür.

  1. Curiosity killed the cat.
Türkçesi: Merak kediyi öldürür.

Anlamı: Bir şeyi fazla merak etmek sorunlara yol açabilir.

  1. ‌Clothes do not ‌make ‌the ‌‌man.
Türkçesi: Kürk ile börk ile adam olunmaz.

Anlamı: İnsan dış görünüşüne göre değerlendirilmez. Dışarıdan çok iyi görünen biri o kadar iyi olmayabilir.

  1. Don’t bite ‌off ‌more ‌than ‌you can ‌chew.
Türkçesi: Yutamayacağın lokmayı ağzına alma.

Anlamı: Kaldırabileceğinden çok sorumluluk alma, boyundan büyük işlere kalkışma.

  1. Don’t put off tomorrow what you can do today.
Türkçesi: Bugününün işini yarına bırakma.

Anlamı: Yapılması gereken işler vaktinde yapılmalı, ertelenmemelidir.

  1. ‌Easy ‌come, ‌easy ‌go.
Türçesi: Haydan gelen huya gider.

Anlamı: Kolay elde edilen şeyler kolay kaybedilir.

  1. ‌Fortune ‌favors ‌the ‌brave.
Türkçesi: Şans, cesurdan yanadır.

Anlamı: Planlarınızı cesurca uygularsanız şansın sizin tarafınızda olması muhtemeldir.

  1. ‌Grief ‌divided is ‌made ‌lighter.
Türkçesi: Üzüntü paylaşıldıkça hafifler.

Anlamı: Üzüntünüzü, kederinizi yakınlarınızla paylaşırsanız onu hafifletebilirsiniz.

  1. ‌Ignorance is ‌bliss.
Türkçesi: Cehalet mutluluktur.

Anlamı: Bir şey hakkında daha az şey bilmek insanı rahatlatır. Bilginiz arttıkça huzursuzluğunuz artar.

  1. He who laughs last, laughs best.
Türkçesi: Son gülen iyi güler.

Anlamı: Bir işin başında yaşanan sevinçler geçicidir ama işin başarılmasıyla elde edilen mutluluk gerçektir.

  1. In unity, there is strength.
Türkçesi: Birlikten kuvvet doğar.

Anlamı: Birlik ve beraberlik içerisinde yapılan işler daha güzel sonuçlanır.

  1. Love is blind.
Türkçesi: Aşkın gözü kördür.

Anlamı: Aşık olan kişi sevdiğinin kusurlarını görmez.

  1. Money does not grow on trees.
Türçesi: Para ağaçta yetişmez.

Anlamı: Para kazanmak için çalışmak gerekir.

  1. Nothing ventured, nothing gained.
Türkçesi: Emek olmadan yemek olmaz.

Anlamı: Bir şeyden kazanç elde etmek için çaba sarf etmek gerekir.

  1. Strike while the iron is hot.
Türkçesi: Demir tavında dövülür.

Anlamı: Bir işin yapılabilmesi için en uygun zamanda harekete geçmek gerekir.

  1. The pen is mightier than the sword.
Türkçesi: Kalem kılıçtan keskindir.

Anlamı: Bir şeyleri yazarak ifade etmek, kaba güç kullanmaktan daha etkilidir.

  1. The way to a man’s heart is through his stomach.
Türkçesi: Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer.

Anlamı: Güzel yemekler yapmak, bir erkeğin sevgisini kazanmak için en etkili yöntemlerden biridir.

  1. The harder you work, luckier you get.
Türkçesi: Ne kadar çok çalışırsan o kadar şanslı olursun.

Anlamı: Fazla çalışmak istediklerinizi elde etme şansınızı artırır.

  1. The show must go on.
Türçesi: Gösteri devam etmeli.

Anlamı: Başlanılan bir iş esnasında sorunlarla karşılaşılsa da işe devam etmek gerekir.

  1. Two heads are better than one.
Türçesi: Bir elin nesi var, iki elin sesi var.

Anlamı: Bir işi yapmak için başkalarıyla iş birliği yapmak daha iyi sonuçlar verir.

  1. Where there’s smoke, there’s fire.
Türkçesi: Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.

Anlamı: Bir şeyin gerçek olup olmadığı ortaya çıkan işaretlerden anlaşılır, işaret varsa o şeyin gerçek olduğuna inanılabilir.

  1. Where there’s a will, there’s a way.
Türkçesi: İstendiğinde her şey mümkündür.

Anlamı: Bir işi yapmak için istekli olan kişi o işi yapmak için bir yol bulacaktır.

  1. What goes around comes around
Türkçesi: Ne ekersen onu biçersin.

Anlamı: Bir kişiye kötü davranırsanız bir başkası da size kötü davranır.

  1. You never know what you can do till you try
Türkçesi: Denemeden neler yapabileceğini bilemezsin.

Anlamı: Bir kişinin yeteneklerini keşfetmesi için sürekli bir şeyler denemeye devam etmesi gerekir.
 
Üst Alt